2.11.09

ORAS Sayfa: 3

2050’li yılların başında uzay çalışmalarının dünyadaki iki öncü kurumu NASA (Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) ve JAXA (Japon Hava ve Uzay Araştırma Ajansı), Ay yüzeyinde uzay istasyonu ve araştırma laboratuarı kurma projesini ortaklaşa harekete geçirdiler. Projenin iki amacı vardı: Birincisi, uluslararası uzay istasyonunun bir benzerini daha kapsamlı bir şekilde Ay yüzeyine kurmak ve uzay çalışmalarını kolaylaştırmak; ikincisi ise dünya dışında bir gezegende insan kolonisi kurmanın pratikte ne kadar uygun olduğunu test etmekti. Fakat proje sanıldığından daha zorlu ve karmaşıktı. Bu denli büyük ve pahallı bir projeyi yalnızca insan yeteneklerine bağlamak tehlikeli olurdu. Muhtemel hataların ve kazaların önüne geçmenin en iyi yolu projeyi mümkün olan en kusursuz şekilde hazırlamaktı. Bu noktada yetkililer bir ilki denemeye karar verdiler.

Ay Üssü projesinden yirmi yıl kadar evvel MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) laboratuarlarında bağımsız yapay zekâ çalışması başlatılmıştı. Projenin amacı tamamen insan etkisinin dışında, bilgileri dâhilinde karar verebilen ve öğrenebilen bir yapay zekâ programlamaktı. Yirmi yıl sonunda ortaya çıkan yapay zekâ oldukça güvenilirdi; fakat hala projenin başında hedeflenen yerde değildi. Bu yapay zekânın en büyük çıkmazı belli boyutların üstünde bilgi sahibi olduğunda tüm bu bilgiyi kontrol etmekte zorlanması ve kendi içinde kaosa sürüklenmesiydi. Bunu aşmanın tek yolu yapay zekânın öğrenme kapasitesini sınırlamaktı. Nihayetinde ortaya çıkan ve programcıları tarafından MAI (Massachusetts Yapay Zekâsı) olarak adlandırılan yapay zekâ uzmanlaştığı konuda, yüzlerce insanın çok uzun zamanda planlayabileceği bir projeyi birkaç günde hazırlayabilecek kapasiteye ulaşmıştı.

NASA ve JAXA, Ay Üssü projesinde MAI’i kullanmaya karar verdi. Bu doğrultuda MAI konuyla ilgili bilgilerle donatıldı ve hedeflenen doğrultuda bir proje hazırlaması istenildi. MAI’nin Ay Üssü projesi kusursuzdu, üstelik bunu öğrenme süreci dâhil birkaç ayda tamamlamıştı. Proje hayata geçirildiğinde de görüldü ki MAI kendisinden bekleneni fazlasıyla gerçekleştirmişti.

MIT hiçbir zaman MAI hakkındaki belgeleri paylaşmadı. Bunun tehlikeli olabileceğini pekâlâ biliyordu. Fakat 2067 yılında dünyanın en gelişmiş on ülkesinden oluşan – aralarında Türkiye’nin de olduğu – G10, böyle bir yapay zekânın bir ülkeyi yönetip yönetemeyeceğini tartışıyordu. Bunun üzerine yazılım alanında dâhi olarak nitelenebilecek kadar başarılı mühendisler tespit edildi. Bir süre ajanlar tarafından hayatları en ince ayrıntısına kadar izlenilen bu dâhilerden uygun bulunan sekizi konu hakkında yüzeysel olarak bilgilendirildi. Çalışmayı kabul eden beş mühendis aralarında psikolojik sınamanın da olduğu pek çok testten geçirildi. Testleri geçen üç mühendis G10 tarafından her türlü destek sağlanmak üzere şimdiye kadar ki en muazzam yapay zekâyı yazmakla görevlendirildiler.

Dünya genelinde pek çok bilim adamı farkında olmadan bu projenin bir parçası oldular. Her birinin hazırladığı bilgiler ya da kodlar bir araya bu üç mühendis tarafından getirildi ve tamamlandı. MAI’e ait gizli belgeler bu üçlüye sunuldu ve başta para olmak üzere her türlü destek sağlandı. Yedi yıl, milyarlarca dolar, binlerce bilim insanının çalışmaları… Nihayet tüm zamanların en büyük bilgisayar programı hazırdı: Ortak Akıl Sistemi; kısaca ORAS.