2.11.09

ORAS Sayfa: 4

Mükemmel mantığının yanı sıra MAI’den farkı, ORAS’ın Litvanyalı bir bilim adamı tarafından geliştirilen “hava hafızası”nı kullanıyor olmasıydı. Hava hafızası, manyetik dalgaların enerjisini görünmez enformasyona çevirip saklıyor, böylece neredeyse sınırsız kapasiteli ve oldukça güvenli bir bilgi ağı sağlıyordu. Bu sayede ORAS için öğrenmenin sınırları ortadan kalkmıştı. Zaten “ORAS” aynı zamanda Litvanca’da “hava” anlamına geliyordu.

G10 ilk kez ORAS’ı sanal bir ülkeyi yönetme simülasyonu ile sınadı ve şaşırtıcı başarısına tanık oldu. Daha sonra ORAS bu ülkelerde kamuoyuna tanıtıldı. Filozofların, bilim insanlarının, siyasilerin, halktan inanların çetin tartışmaları arasında ilk kez en çok destek gördüğü Fransa’da 2080 genel seçimine aday olması referandumla kabul edildi. İnsanlık tarihinde ilk kez bir yapay zeka siyasete, yani doğrudan sosyal hayata girmişti. Aynı başarıyı beklendiği üzere seçimlerde de gösteren ORAS, o günden beri başarıyla Fransa’yı yönetti.

Ekonomi, eğitim, savunma, uluslararası ilişkiler gibi hemen her alanda inanılmaz başarılar elde eden ORAS siyasete girmesine izin verilen tüm ülkelerde tarihin en başarılı yönetimini sergiledi. Bunun üzerine Türkiye’de 2092 seçimlerinden itibaren ORAS seçim lisansını aldı.

İnsanlık için artık yeni bir dönem başlamıştı ve her şey çok hızlı gelişmişti. Bu yeni dönemle teknoloji çağına geçiş kesinlik kazanmıştı. Fakat insanoğlunun teknolojiye olan güveninin sınırı ne olmalıydı?

“Hayır, bu bir virüs olamaz. Çünkü, ORAS’ın internetle doğrudan bağlantısı yoktur. Böyle bir şeyin gerçekleşme ihtimali, bir insanın internetten virüs kapıp hastalanması kadar olasıdır ancak. ORAS’taki beklenmedik davranışın iki nedeni olabilir: Ya hava hafızası hasar gördü ya da sahip olduğu bilgilerle kendi mantığını kullanarak böyle beklenmedik bir sonuca ulaştı. Toplantı başlamadan önce yaptığım incelemeye göre hava hafızasında bir sorun yok. Geriye tek bir ihtimal kalıyor.” Japon mühendis Tomo olası nedenleri anlatıyordu. Aykut heyecanla araya girdi ve Tomo’nun sözlerine itiraz etti: “Hayır, bir ihtimal daha var: Birisi sistem merkezinden ORAS’a müdahale etmiş olabilir!”

Bu sözler toplantıdaki herkesi şaşırtmıştı. Ancak oradaki herkes biliyordu ki ORAS’ın Nevada Çölü’ndeki gizli merkezine girme yetkisi olan dört kişi vardı. Bunlar ORAS’ın ana mühendisleri ve Güvenlik Birimi Başkanı Baptiste’ti. Retina taraması, parmak izi taraması gibi girişte uygulanan güvenlik önlemleri, nükleer patlamaya dahi dayanıklı, yerin birkaç kilometre altındaki ORAS Sistem Merkezi’ne ancak bu dört kişinin girişine izin veriyordu. ORAS’a dışarıdan müdahale etmenin bu merkezdeki bilgisayarlardan başka yolu yoktu.

Toplantı sonunda alınan karar sistem merkezine gidip denetleme yapmak oldu. Bunun sonucunda sisteme dışarıdan bir müdahale olup olmadığı anlaşılacaktı. Çünkü diğer ihtimal olan ORAS’ın sistem dâhilinde böyle bir karar – seçimlerin iptali – vermesi sınanıp tespit edilebilecek bir şey değildi.